BASIN BÜLTENLERİ
Değerli arkadaşlarım,
Öncelikle Adanamızın çok sıcak bir yaz ayında ve haftanın ilk gününde “AB SÜRECİNDE PLANLI KALKINMA”ve “TÜRKİYEDE KALKINMA AJANSLARININ ÖNEMİ” toplantımıza kıymetli zamanınızı ayırdığınız için teşekür ediyorum hepiniz hoşgeldiniz.

Gelişmiş ülkelerin kalkınmasında çok önemli rol üstlenmiş Kalkınma Ajanslarının ülkemizde yıllar sonra da olsa uygulamaya geçecek olması bizi son derece memnun etmiştir.

Yönetim kurulu üyesi olduğum TÜRKONFED, Başkanı olduğum DASİFED olarak, başından beri amaçlarına uygun faaliyet gösterecek kalkınma ajanslarının Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına önemli katkı sağlayacağına inanmaktayız.

Bölgesel potansiyel ve dinamiklerin harekete geçirilmesini sağlayacak Kalkınma Ajanslarının gelir dağılımı ve bölgesel eşitsizliklerin giderilmesi çerçevesinde son derece önemli bir işlev yapacağına da yürekten inanıyoruz.

Türkiye ekonomisi son dönemde rekor seviyede bir büyüme gerçekleştiriyor. Ancak, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı başarılı büyümeyi gölgelemektedir. Türkiye’nin kalkınmasını ya da planlamasını sadece merkezden tasarlamanın doğru olmadığı ortadadır. Örneğin, merkezden planlanan teşvik modellerinin bölgelere arzu edilen kalkınmayı sağlamadığını hepimiz öğrendik. Kalkınma Ajansları bünyesindeki kentlerle, bu kentlerin potansiyelleri ile yerel kaynakları daha etkin kullanarak, kendi kaderini kendi belirleyecek reformları daha süratli yerine getirebilmeleri açısından önemli katkı sağlayacaktır. 

Bu bakımdan bölgenin yapısını inceleyerek, eksikleri gidermeye, işbirliklerini geliştirmeye, eğitim ağını pekiştirmeye ve yatırım ortamını hem yerel, hem ulusal, hem de uluslararası açıdan geliştirmek adına kalkınma ajanslarının kuruluşunu olumlu görmekteyiz. Varılmak istenen hedefe en kısa zamanda ulaşmak, kurulacak ajansların etkin ve verimli kullanılmasından geçecektir. İşbirliği ve koordinasyonun sağlanması, yerel paydaş ve aktörlerin katkıları ile çağdaş ve uygulanabilir destek unsurlarının geliştirilmesi ile mümkün olacaktır. Özellikle bölgesel potansiyel ve dinamiklerin harekete geçirilmesi konusunun gerçekçi olarak uygulanabilmesi, ajansların yönetiminde özel sektör/sivil toplum kuruluşlarının etkin biçimde varolmasıyla mümkün olacaktır.

Oysa gerek çıkarılan yasa, gerekse ilk iki Kalkınma Ajansı’nın kuruluş yapısına baktığımızda, Yönetim Kurulu’nda merkezi yapının son derece Kamu ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Özellikle birden fazla ilden oluşan bölgelerdeki yönetim kurullarında özel sektör/sivil toplum kuruluşu temsilcisi bulunmamaktadır. Türkiye’nin son yıllardaki büyüme trendine bakıldığında bunun tamamen özel sektör eli ile gerçekleştiğini hepimiz görebiliriz.

Durum böyle iken örneğin, Adana ve Mersin kentlerinin bünyesinde yer alacağı Kalkınma Ajansı yönetiminde meslek kuruluşlarımız sanayi odasını ayrı tutar isek tek bir özel sektör temsilcisi bu yapıda yer alamayacaktır. 

Bu durum bazı bölgesel kalkınma ajanslarında daha da işin içinden çıkılmaz bir durumu ortaya çıkaracaktır. Örneğin, TR-9 Doğu karadeniz bölgesinde 6 ilin yer aldığı Bölgesel Kalkınma Ajansının yönetim kurulunda 6 valimiz, 6 belediye başkanımız, 6 il genel meclisi başkanımız, 6 ticaret veya sanayi odası başkanımız yer alacaktır. Genel Sekreterle 25 kişilik bir meclisi andıracak yönetim kurulunun karar alma ve sürecini takdirlerinize bırakıyorum. Bırakın kalkınma ajansını, dünyada 25 yönetim kurulu üyesi ile başarılı olmuş bir şirket bile göremezsiniz.

Kalkınma ajanslarının arzu edilen başarısını getirmeyecek bir diğer konu da yönetim kurulunda kamu ağırlığının yanı sıra siyasi ağırlığında ön plana çıkacak olmasıdır. Yönetiminin büyük bölümü kamu mensuplarından oluşacak Kalkınma Ajanslarında Belediye Başkanları ve İl Genel Meclis Üyelerinin bir siyasi partimizin temsilcisi olacağı düşünüldüğünde uzun vadeli plan ve çalışmalarda sıkıntıların yaşanabileceği aşikardır. Bölgemizde kurulacak pilot kalkınma ajansının örnek olacağını düşünürsek bu projeyi başarmak zorundayız. Önerimiz, En kısa sürede yasada değişiklik yapılarak işadamı oluşumlarından temsilcilerin yönetimde yer almasının sağlanmasıdır.

Değerli arkadaşlarım, biraz da kalkınma kurullarına değinmek istiyorum.

Adana ve İzmir örneklerine baktığımızda, Kalkınma Kurullarının (Danışma kurullarının) %60’nı özel sektör/sivil toplum kuruluşları, % 40’nı ise kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri oluşturmaktadır. Ne var ki, Danışma kurullarının altı ayda bir toplandığını ve görevinin Yönetim Kurulu’na tavsiyede bulunmakla sınırlı olduğunu düşünürsek, bu dengenin uygulamada çok büyük bir anlamı olmayacağını şimdiden öngörebiliriz.


Sonuç olarak ; Bölgesel Kalkınma Ajansları Anadolu'nun kalkınması açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak, Ajansların yararlı olabilmesi için, Özel sektör ve Sivil toplum örgütlerinin kurulacak ajansların yönetimine katılımının sağlandığı bir yapılanmaya gidilmesi, hedefe ulaşmada en etkin yol olarak görülmektedir. Bölgemizde pilot olarak kurulan ajansta bu eksikliklerin giderileceği konusunda inancım tamdır.

Beni dinlediğiniz için hepinize bağlı bulunduğum kurumlar adına teşekkür eder, kurulacak kalkınma ajansının bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını dilerim.

17.07.2006
 
Anasayfa | ADSİAD | Haberler - Faaliyetler | Üyelerden Haberler | Komisyonlar | İletişim